‘Birinci Vazifen’ Gençliğe Hitabe | Murat Selam

Gençliğe Hitabe …

Gündemi çok olan bir ülkede köşe yazarlığı yapmak kadar kolay bir şey yok gibi gözükse de, gündem o kadar hızlı değişiyor ki sabah yazmaya başladığın konu, öğlen önemini yitiriyor akşama gündemde bilmem kaçıncı sıraya düşüyor.

O nedenle köşe yazarlığı bu ülkede düşündüğünüz kadar kolay bir iş değil.

Öyle ya yayınlandıktan 1-2 saat sonra bile gündemde artık yer bulamayan bir konunun okuyucusu olmadıktan sonra yazsan ne yazar, yazmasan ne yazar. Üstüne üstlük birde okumayan, yada okuduğunu anlamayan bir ülkede yaşarken.

Neyse madem bu kadar konu içinde konu bulamıyorsun o vakit ne zırvalıyorsun diyenler olabilir aranızda, sizi sıkmadan konuya gireyim.

Bugün kütüphanemi karıştırırken 30 sene önce Lise’de okuduğum Edebiyat kitabımı buldum. Neden saklamışım gerçi onu da anlayamadım ama bulunca da pek mutlu oldum.

Çok çalışkan olmadığımdan olsa gerek kitap ilk günkü yeniliği ile duruyordu.

Kapağını açınca ilk gözüme çarpan sol sayfada yazılı olan İstiklal marşı, sağ sayfada yazan gençliğe hitabe oldu.

Daldım geçmişe…

İstiklal marşının ilkokulda, gençliğe hitabeninse de ortaokulda yüksek not alabilmek için ezberletildiğini hatırlıyorum.

Bakın ezberletildi diyorum, öğretildi değil. Bir eğitimci değilim ama ezberletilmekle, öğretilmek arasında dağlar kadar fark olduğunu düşünüyorum.

O günlerde yetişen yeni nesile adete bir erken uyarı sistemi, bir manifesto olan gençliğe hitabe ezberletilmek yerine içeriğinin ne olduğu anlatılmış olsaydı eminim biz bu günleri yaşamayacaktık.

Böyle değerli içeriği olan bir metni yıllar boyu sınıf duvarlarını süsleyen bir tablo, kitapların 3. sayfa yazısı olarak görmeseydik, içeriyi anlayabilseydik

-Bugün istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşmeyecektik

– İstiklâl ve cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olamayacaklardı.

-Cebren ve hile ile aziz vatanımızın, bütün kaleleri zaptedilemeyecek,

bütün tersanelerine girilemeyecek,

bütün orduları dağıtılamayacak

ve memleketin hiç bir köşesi bilfiil işgal edilmiş olamayacaktı.

-Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunamayacak,

Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhid edemeyecekti.

Millette, fakru zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olmayacaktı.

Ve bizler eğer ezberlemek yerine öğrenebilseydik verilmiş bu büyük vazifeyi yerine getirmiş olacaktık.

Yazının başında gündemin hızla değişmesinden dolayı köşe yazarlığı yapmak zor dedim ya,işte o edebiyat kitabını bulup kapağı çevirince dedim ki bu zifiri karanlık günlerin aydınlığa çıkış anahtarı yine Mustafa Kemal’de ve bu anahtar ülkenin tek gündemi olmalı.

Gençliğe hitabede yazılmış olan her şey çıktığına göre,

Mustafa Kemal ne dediyse olduğuna göre,

Korkmayın arkadaşlar Yüce Türk Atatürk “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Diyerek bize müjdeli haberi o günlerden vermiş.

Ve anlayanlar için çözüm yolunu da o günlerde söylemiş

“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!”

Son Söz: Atatürk’ün ders kitaplarından çıkartıldığı bir dönemde sizlerin yetişen yeni nesile Atatürk’ü öğretmenize engel bir durum yok.

Bahanelerin arkasına sığınmadan çocuklarınıza Gençliğe hitabe ‘nin bir duvar süsü olmadığını, aksine bir manifesto olduğunu ezberleterek değil öğreterek anlatınız…

Zifiri karanlıktan çıkmanın tek yolu aşağıda yazıyor…

“Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen , Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

( Medya Siyaset )

Murat Selam’ın diğer yazılarını okumak için tıklayınız

Facebook Yorumları
Murat Selam on EmailMurat Selam on FacebookMurat Selam on InstagramMurat Selam on TwitterMurat Selam on Wordpress
Murat Selam
Medya Siyaset Genel Yayın Yönetmeni
Ülkesi ile ilgili sorunlara kafa yoran ve bununla ilgili çözüm yolları arayan Türklüğüne aşık iş adamı. Köşe yazarı Medya Siyaset ve Atatürk Bir Fikirdir imtiyaz sahibi-genel yayın yönetmeni .
%d blogcu bunu beğendi: