Din,Ahlak ve Oruç | Serdar Yılmaz

Köşe Yazıları | Serdar Yılmaz

Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu, 5 Mayıs günü On dokuz mayıs Üniversitesinde yapılan “İlim ve Ahlak Zemininde İslamı Anlamak” başlıklı konferansta konuşurken şu çarpıcı örneği veriyor…

“Müslümanlıkla ahlak birbirinden hayli ayrıldı. Günümüz insanı ‘dindar ahlaklı olmayabilir’ diye düşünebiliyor artık. Geçenlerde bir hocamız alan araştırması yaptı. Bir soruya canım çok sıkıldı. Soru şuydu; ‘Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?’ Cevap verenlerin yüzde 70’i, ‘Hayır, gerektirmez’ cevabını verdi… Bu soruya bir Müslüman ülkede ‘Hayır efendim, dindarsa ahlaklıdır’ denilmesi gerekirdi. Oysa günümüz insanı ‘Dindar ahlaklı olmayabilir’ diye düşünebiliyor. Oysa Müslümanın en temel özelliği güvenilir olmasıdır.”

AKP’ye yakın bir gazeteci bu sonucu şöyle değerlendirmiş “İçimin burkulduğunu söylemeliyim. Eğer böylesi bir araştırma 15 yıl önce yapılsaydı ve katılımcıların yüzde 70’si ‘dindar ahlaklı olmayabilir’ demiş olsaydı… 28 Şubatçıların dindar insanlara yönelik yürüttükleri algının toplumu etkilemesi der geçerdim. Daha doğrusu yürür geçerdik. Ciddiye almazdık. Dindarlara toplumda yer yok, kamusal alanda yer yok. Toplum tanımadı derdik. Söylenecek bir sürü haklı gerekçemiz olurdu.

Kesintisiz olarak 15 yıldır çoğunluğu ‘dindar insanlardan’ oluşan bir siyasal parti iktidarda ise…

Ve artık hem ‘iktidar’ hem de ‘muktedir’ iseler.

Daha doğrusu şöyle söyleyelim, dindar yöneticiler tarafından yönetilen Müslüman bir ülkede böylesi bir sonuç çıkıyorsa…”

Gelinen noktaya bakın. “Çalıyor ama çalışıyor” diyenler artık ahlak gerekmez diyor, çünkü söylediklerine değil aldıkları oya bakıyorlar. Ne yazık ki bazı inananlarda iktidara Müslüman oldukları için destek verdiler, vermeyi sürdürüyorlar. Bizler dindarı ahlakla özdeş biliriz, böyle yetiştirildik. Toplumun büyük bölümü de dindar olmanın ahlaklı olması gerektiğine inanır, peki ahlak gerektirmez diyenlerin dini ile gerektirir diyenlerin dini farklı mı? hayır, o zaman böyle bir sonuç nasıl ortaya çıkıyor? Şu soruyu sormak lazım, dindar olmak ahlak gerektirmez diyenlerin inancını nereye koyacağız.

Din, ahlak ve oruç yazımı facebook ve twitter da paylaşılan şu gözlemle sonlandırıyor ve yorumu okuyuculara bırakıyorum…

“Akşamları Erdoğanist-Zengin-İslamcı iftar sofralarını gezip artan yemekleri sokak hayvanları için topluyorum.

Yapılan israfın boyutunu size anlatabilecek benim bildiğim hiç bir kelime, hiç bir ifade biçimi yok…

Hiç el değmeden çöpe giden birinci kalite etlerle sadece bir iftardan bir ailenin bir yıllık et ihtiyacı karşılanır. Örneğin ordövr tabağında verilen saf inek eti, yağsız, sinirsiz onlarca kilo Kayseri pastırması çöpe atılıyor. Bu “elit” Müslümanlar artık öyle doymuşlar ki, önlerine gelen pastırmanın, izmir tulumunun, hurma ve kaşarın yüzüne bile bakmıyorlar.

Bunlara hizmet eden emekçilerin durumu ise içler acısı. Mutfaktakiler yine arada bir şeyler atıştırabiliyor ama garsonların yemek yemesine, iftar açmasına yemekler servis edilmeden önce izin verilmiyor. Yemeğin tatlıya kadar peş peşe servis edilmesi ise nereden baksanız saat 9.30’u buluyor. Sonra da masaların toplanması ve çay kahve servisi var.Yani bir garsonun saat 23’ten önce yemek yiyebilmesi imkansız. Bazı çocukların zıkkımlanılmış tabakları toplarken el değmeyenleri ayak üstü, göstermemeye çalışarak yediklerine şahit oldum.

Akşamları iftar sofralarını dolaşsanız, “milletin ve ümmetin” başına çöreklenmiş bu kindar-acımasız ve şımarık zümrenin, toplumu çürütürken kendilerinin de içten içe nasıl çürüdüğüne yakından tanık olursunuz… Ayrıca yanlış anlaşılmasın, ben bu davetlerin konuğu filan değilim. İftarın bitimine yakın elime poşetleri alıp artıkları topluyorum.” Fatma Sibel Gürcihan-Gazeteci, yazar.

 

Facebook Yorumları
Serdar Yılmaz on FacebookSerdar Yılmaz on TwitterSerdar Yılmaz on Wordpress
Serdar Yılmaz
Emekli öğretmen, siyaset, yakın tarih,ekonomi, meraklısı, okur yazar....
%d blogcu bunu beğendi: