Aslında Ölümdür Kara Olan “Gri Kitap Yolculuk”

Köşe Yazıları | Murat Selam

Bu topraklar çok sayıda değerli insanımızı, düşünen, araştıran, soran, sorgulayan aydınımızı maalesef bizden kopardı…O kişilerden biri de, 18 Aralık 2002 tarihinde suikaste kurban giden Necip Hablemitoğlu. İçinde bulunduğumuz kritik süreçte Hablemitoğlu’nun yıllar önce yazdıkları daha çok önem ve anlam kazanıyor…15 yıldır eşinin yasını tutan Prof.Dr.Şengül Hablemitoğlu’nun yazdığı “Gri Kitap-Yolculuk” kısa süre önce piyasaya çıktı. Çok sevilen, en yakındaki insanın kaybının yarattığı travma ve bu travmayla mücadelenin aşamalarını ve acının içselleştirilmesini anlatan bir kitap bu. Geçtiğimiz Şubat ayında Medya Günlüğünde yayınlanan söyleşimizde Sayın Hablemitoğlu ile  hem “Gri Kitabı” hem de Necip Hablemitoğlu hocamızı ve ülke gündemini konuşmuştuk.

-Yeni kitabınız “Gri Kitap-Yolculuk” çıktı. Hayırlı olsun dileklerimizle kitabınızdan başlayalım: Neden “Gri kitap”?

İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Gri Kitap Yolculuk bir yas kitabı. Yas tutmayı ve yas acısını anlatıyor. Bilinenin aksine bana göre, yas siyah değildir, ki, ben kara diyorum,  kara daha da koyudur siyahtan. Aslında ölümdür kara olan. Yas gridir. Yas tutarken insan renkleri görmez. Renkler kaybolur. Ve grinin tonları tam da yas tutarken ortaya çıkar. Yer yüzü gökyüzü nerede, hangisi yer hangisi gök, insan yerde mi gökte mi bilmez. Karmakarışık olur hayat. Günü geceyi ayırt edemez olur insan. Gri kitap demem bundandır.

-Hangi duygularla bu kitabı başladınız?

Yas başladığında hayatla bir yüzleşme ve hesaplaşma başlıyor  insanın aklında, ruhunda genel olarak hayatla herkesle ve her şeyle hesaplaşıyor.  Necip’in öldüğü ve asla geri dönmeyeceği gerçeği ile yapayalnız yüzleşirken, yasın da bütün evrelerinden geçtim. Kendimle, kayıpla ve yaşadıklarımla yüzleşmedir bu kitabın ortaya çıkması…

– Önceki kitabınız, ‘Sessiz Ağıt’da acıyı  kabullendiğinizi  ve yas sürecinin aşamaları olduğunu söylemiştiniz. “Yaslı kadın”ın “yası” hangi aşamada, o kadının “yası” ne zaman bitecek?

Hayatın bana yaptıkları ve benim hayatta yapmak istediklerimle ilgili başlarda çok dalgalanma yaşadım. İlk bir kaç yıl. İnsanın duygusal savrulmaları oluyor.  İnkar ettim, öfkelendim, kendimi ve herkesi, hatta Necip’i bile suçladım, patolojik derecede zihin bulanıklığı yaşadım, sersemledim. Ama geçen 10-12 yılın sonunda yasımı çözümledim. Kaybımın etkisini algılayarak yönetmeye çalıştım. Sonunda da yasımı içselleştirdim. Yas bitmez, ama dinginleşir. Dinginleştim ben de…

 -Geçen ay Ankara’da imza gününüz oldu ve ilgi gördü. Başka şehirlerde de imza gününüz olacak mı?

Evet, yakın zamanda İstanbul ve İzmir için planlama yapmaya çalışıyoruz. Gerçekten de ilgi gördü imza günü, ben de bundan çok mutlu oldum. Umutlandım.

-Kurucusu olduğunuz Hablemitoğlu Enstitüsü’nün amacı ne, ne iş yapar?

Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü’nün temel amacı; benim akademik birkimim doğrultusunda aile, kadın, çocuk, dezavantajlı bireyler ve yas çalışmaları alanlarında bireysel ve kurumsal eğitim, seminer, konferans, danışmanlık gibi hizmetler sunmak. Ayrıca, Necip Hablemitoğlu için her yıl Toplumsal Duyarlılık Ödülleri ile adını, misyonunu  yaşatmaya çalışmak. Biz bir ticari kuruluşuz. Bu ödül törenlerinin devamlılığı, gelenekselleşmesi için çalışıyoruz. Hayal ettiğim bir girişimdi, ödül törenlerinin ikincisini tamamladık bile…

 -Necip Hablemitoğlu suikastiyle ilgili, katil ya da katillerin bulunamaması sizce ne ifade ediyor, bir savcının o dosyayı tekrar açtığını duyduk, gelişme var mı?

Cinayetle ilişkili tek gelişme Ankara Başsavcı Yardımcısı tarafından dosyanın yeniden oluşturulduğu ve bir süredir derinlemesine soruşturulduğu. Ayrıca Fetö çatı davasına müdahil olmamız. Bu kadar…

 -Necip Hablemitoğlu kitaplarında, konferanslarında bizlere bugünkü adıyla FETÖ denilen Terör Örgütünün devlete nasıl sızdığını ve neler yapabileceğini anlatmıştı. Katledilme nedeni bu mudur?

Şu aşamada öncelikle söylemem gereken, bu yapılanmanın Türkiye’de organize bir suç örgütü söyleyen ilk kişinin Necip Hablemitoğlu olduğudur. Ama şunları da eklemeliyim, bütün bunları anlatırken çok zarar görrmüştür. Sosyal yaşamı, akademik yaşamı engellenmiş tehditlerle ve bazı tazminat davaları ile uğraşmıştır. Mevcut iktidar ve fetö yandaşları tarafından. Dışlanmış hakarete uğramıştır. Sonuçta da öldürülmüştür. Ancak bu katledilmesinin nedeni midir bunu adalet söyleyecektir, ben değil…

 -Atatürk’ün manevi mirasçısı olarak , “Türküm ve başka Türkiye yok!”diyen bir insanın eşi, son 15 yıl için ne diyor?

Son 15 yılda Türkiye ötekileştirmenin, insanları ayrıştırmanın en baba dönemini yaşıyor. Üstelik bundan  mağduriyet çıkaranların yarattığı bir durum bu. Hak, adalet ve güvenlik yok. Böyle diyorum…

 -Necip Hablemitoğlu öldürüldüğü  gece çocuklarınıza, “Ağlamayın, düşmanları sevindirmeyelim!” dediniz. Bu sözleri size söyleten duygular neydi?

Necip tehdit edilen biriydi. Öldürülse çok mutlu olacak, ne hastalıklı bir durum değil mi?, ama çok da üzülecek insan vardı ülkede. Refleksif  bir şey bu, kimse sevinsin, bu aileyi yıktık diye düşünsün istemedim.

 -Eşinizin Atatürkçü Düşünce Derneğinde çok emeği vardı. Siz de bir dönem üyesiydiniz o derneğin, ayrıldınız, neden?

Benim stk anlayışıma uygun  bir yapısallık yok orada. Tek nedeni bu.

-15 Temmuz’un sizce nedir, tanımı nasıl yapılmalı?

Açıkçası zaman geçtikçe bu konudaki fikirlerim değişmeye başladı. Öncelikle iktidara karşı yapıldığını ve bir savaş ortamına dönüşeceğini düşünüp eyvah yine darbe ve kara günler diye düşünürken. Darbe girişimi bir KHK ‘lar darbesine evrildi. Acı, demokrasiye darbe oldu o kadar…

-Referandum’da duruşunuz ne olacak? Çıkacak olan evet ya da hayır oyları nasıl okunmalı, ne yapılmalı?

Duruşum belli, insan hakları, sosyal adalet, hukuk ve demokrasi diyerek Hayır’da duruyorum. Parlamenter sistemden yanayım. Yeni anayasanın içeriğine bakınca, hoş geldin 1. Meşrutiyet diyorum. Dünya nereye biz nereye? Geldim 52 yaşıma ne zaman gelişmiş ülke standartlarında bir zihinsel dönüşüm yaşayacağız derken, geriye gitmek kabul edilebilir bir şey değil.

 

– Kızlarınız Kanije ve Uyvar ile hayata dair neler paylaşıyorsunuz?

Şöyle söyleyeyim, kızlarım yetişkin meslek sahibi birer genç kadın. Hayata tutunmalarına, ülkemize, dünyaya evrensel bir gözle bakabilmelerine, bağımsız, kendi kararlarını verebilen ve kararlarının sorumluluklarını taşıyabilen birer birey olmalarına hayranlık duyuyorum. Benim ve Necip Hablemitoğlu’nun evlatları olarak zamana uygun evrensel değerlerle yetiştiler. Dünyanın neresine giderlerse gitsinler yaşayabilirler. Onlarla gurur duyuyorum.

 – Siyasetçi olmayı düşünür müsünüz, teklif geldi mi?

Bilmem düşünür müyüm, kesin bir şey söyleyemem ki. Hayat bu, yarın sabah uyanabileceğimizi bilmiyoruz. Plan yapmak yerine hayatın akışında olmayı seçerim her zaman. Esasında, huzur, torun sevgisi ve daha çok yazmak gibi dileklerim var hayattan. 

*Bu söyleşi 26 Şubat 2017 tarihinde Medya Günlüğünde yayınlanmıştır. 

Facebook Yorumları
Murat Selam on EmailMurat Selam on FacebookMurat Selam on InstagramMurat Selam on TwitterMurat Selam on Wordpress
Murat Selam
Medya Siyaset Genel Yayın Yönetmeni
Ülkesi ile ilgili sorunlara kafa yoran ve bununla ilgili çözüm yolları arayan Türklüğüne aşık iş adamı. Köşe yazarı Medya Siyaset ve Atatürk Bir Fikirdir imtiyaz sahibi-genel yayın yönetmeni .
%d blogcu bunu beğendi: